Güzellik…
Bugün en çok konuşulan, en çok pazarlanan ve belki de en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biri. Sosyal medya akışında saniyeler içinde tüketilen yüzler, filtrelerle kusursuzlaştırılmış görüntüler, aynı ifadeye bürünmüş benzer bakışlar… Güzellik artık çoğu zaman bir şablona indirgenmiş durumda.
Oysa Anadolu’da güzellik, ölçüyle değil mizaçla; makyajla değil anlamla tarif edilir.
Anadolu’nun herhangi bir kasabasında sabahın erken saatinde sokağa çıktığınızda bunu hissedersiniz. Tarlaya giden bir kadının yüzündeki güneş izi, pazara yetişmeye çalışan bir esnafın telaşı, yılların yorgunluğunu ama aynı zamanda direncini taşıyan bir çift göz… Orada güzellik, kusursuzlukta değil; yaşanmışlıkta saklıdır.
Bugünün dünyasında “güzel görünmek” neredeyse bir zorunluluk gibi dayatılıyor. Gençler aynaya bakarken kendilerini değil, başkalarıyla kıyaslanmış hâllerini görüyor. Oysa Anadolu kültürü bize başka bir ölçü sunar: Güzel olan; edepli olandır, çalışkandır, sözüne sadıktır, merhametlidir.
Bir annenin evladına duyduğu şefkat, bir komşunun kapıyı çalıp “Bir ihtiyacın var mı?” demesi, bir delikanlının yaşlı birinin poşetini taşıması… İşte bu davranışlar, Anadolu’nun estetik anlayışının parçalarıdır. Bu coğrafyada güzellik biraz da ahlâkla yan yana yürür.
Elbette dış görünüş önemlidir; insan kendine özen göstermek ister. Fakat Anadolu’da güzellik hiçbir zaman yalnızca yüzle sınırlı olmamıştır. Bakışta samimiyet, sözde ağırlık, duruşta vakar aranmıştır.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, güzelliği yeniden tanımlamak. Gençlere yalnızca “nasıl görünmeliyim?” sorusunu değil, “nasıl bir insan olmalıyım?” sorusunu da sordurabilmek. Çünkü kalıcı olan, zamana direnen güzellik; karakterde saklıdır.
Anadolu bize şunu öğretir:
Güzellik; toprağa benzeyendir. Sessiz ama üretken. Gösterişsiz ama derin.
Ve belki de en gerçek güzellik, insanın yüzünde değil; kalbinde taşıdığı iyiliktedir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
YASEMİN GÜÇLÜ
Anadolu’da Güzellik: Filtreye Sığmayan Hakikat
Güzellik…
Bugün en çok konuşulan, en çok pazarlanan ve belki de en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biri. Sosyal medya akışında saniyeler içinde tüketilen yüzler, filtrelerle kusursuzlaştırılmış görüntüler, aynı ifadeye bürünmüş benzer bakışlar… Güzellik artık çoğu zaman bir şablona indirgenmiş durumda.
Oysa Anadolu’da güzellik, ölçüyle değil mizaçla; makyajla değil anlamla tarif edilir.
Anadolu’nun herhangi bir kasabasında sabahın erken saatinde sokağa çıktığınızda bunu hissedersiniz. Tarlaya giden bir kadının yüzündeki güneş izi, pazara yetişmeye çalışan bir esnafın telaşı, yılların yorgunluğunu ama aynı zamanda direncini taşıyan bir çift göz… Orada güzellik, kusursuzlukta değil; yaşanmışlıkta saklıdır.
Bugünün dünyasında “güzel görünmek” neredeyse bir zorunluluk gibi dayatılıyor. Gençler aynaya bakarken kendilerini değil, başkalarıyla kıyaslanmış hâllerini görüyor. Oysa Anadolu kültürü bize başka bir ölçü sunar: Güzel olan; edepli olandır, çalışkandır, sözüne sadıktır, merhametlidir.
Bir annenin evladına duyduğu şefkat, bir komşunun kapıyı çalıp “Bir ihtiyacın var mı?” demesi, bir delikanlının yaşlı birinin poşetini taşıması… İşte bu davranışlar, Anadolu’nun estetik anlayışının parçalarıdır. Bu coğrafyada güzellik biraz da ahlâkla yan yana yürür.
Elbette dış görünüş önemlidir; insan kendine özen göstermek ister. Fakat Anadolu’da güzellik hiçbir zaman yalnızca yüzle sınırlı olmamıştır. Bakışta samimiyet, sözde ağırlık, duruşta vakar aranmıştır.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, güzelliği yeniden tanımlamak. Gençlere yalnızca “nasıl görünmeliyim?” sorusunu değil, “nasıl bir insan olmalıyım?” sorusunu da sordurabilmek. Çünkü kalıcı olan, zamana direnen güzellik; karakterde saklıdır.
Anadolu bize şunu öğretir:
Güzellik; toprağa benzeyendir. Sessiz ama üretken. Gösterişsiz ama derin.
Ve belki de en gerçek güzellik, insanın yüzünde değil; kalbinde taşıdığı iyiliktedir.