Evet…
Gazeteciyim, haber yazıyorum.
Koşturuyorum, takip ediyorum, kurguluyorum…
Cümlelerim genelde net, kısa ve mesafelidir. Çünkü haber öyle ister.
Ama bu kez farklı.
İlk defa bir köşe yazısı yazıyorum.
Ve ilk defa bu kadar “ben” olarak yazıyorum.
Açık söyleyeyim… biraz heyecanlıyım.
Çünkü bu kez bir olayı değil, kendimi anlatıyorum.
Ve kendimi anlatırken fark ettim ki, hayatımda en çok yer kaplayan şeylerden biri… alışveriş.
Evet, belki basit bir konu gibi görünebilir.
Ama benim için hiç de öyle değil.
Alışveriş benim için bazen bir kaçış,
bazen bir ödül,
bazen de kendimle baş başa kalabildiğim nadir anlardan biri.
Yoğun bir günün ardından bir mağazaya girip hiçbir şey almadan çıkmışlığım çoktur.
Ama o süre içinde kafam dağılmış, içim hafiflemiş olur.
Çünkü mesele çoğu zaman almak değil…
kendine zaman ayırmaktır.
Bir kıyafeti elime alıp aynaya baktığımda aslında şunu düşünürüm:
“Bugün nasıl hissediyorum?”
İşte alışveriş, benim için tam olarak burada başlıyor.
Ama dürüst olayım…
Her zaman böyle masum değil.
Dolabımda hâlâ etiketi üzerinde duran parçalar var.
“Bunu neden aldım?” dediğim anlar da…
O yüzden artık kendime küçük bir söz verdim:
Bir şey almadan önce bir saniye durmak.
Gerçekten ihtiyacım var mı?
Yoksa sadece o an iyi hissetmek için mi?
İşte bu sorular, beni biraz daha dengeye getiriyor.
Belki bu bir başlangıç yazısı…
Belki biraz dağınık, biraz fazla samimi.
Ama gerçek.
Bu köşede bundan sonra sadece alışverişi değil, hayatın içinden birçok şeyi konuşacağız.
Ama hep gerçek kalarak…
Hep içimizden geldiği gibi.
Çünkü ben bu köşede haber yazmayacağım.
Ben bu köşede biraz kendimi, biraz da sizi anlatacağım.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
NAGİHAN ÖZENÇ
İlk Kez Bir Köşe… Ve Benim Hikâyem: Alışveriş
Evet…
Gazeteciyim, haber yazıyorum.
Koşturuyorum, takip ediyorum, kurguluyorum…
Cümlelerim genelde net, kısa ve mesafelidir. Çünkü haber öyle ister.
Ama bu kez farklı.
İlk defa bir köşe yazısı yazıyorum.
Ve ilk defa bu kadar “ben” olarak yazıyorum.
Açık söyleyeyim… biraz heyecanlıyım.
Çünkü bu kez bir olayı değil, kendimi anlatıyorum.
Ve kendimi anlatırken fark ettim ki, hayatımda en çok yer kaplayan şeylerden biri… alışveriş.
Evet, belki basit bir konu gibi görünebilir.
Ama benim için hiç de öyle değil.
Alışveriş benim için bazen bir kaçış,
bazen bir ödül,
bazen de kendimle baş başa kalabildiğim nadir anlardan biri.
Yoğun bir günün ardından bir mağazaya girip hiçbir şey almadan çıkmışlığım çoktur.
Ama o süre içinde kafam dağılmış, içim hafiflemiş olur.
Çünkü mesele çoğu zaman almak değil…
kendine zaman ayırmaktır.
Bir kıyafeti elime alıp aynaya baktığımda aslında şunu düşünürüm:
“Bugün nasıl hissediyorum?”
İşte alışveriş, benim için tam olarak burada başlıyor.
Ama dürüst olayım…
Her zaman böyle masum değil.
Dolabımda hâlâ etiketi üzerinde duran parçalar var.
“Bunu neden aldım?” dediğim anlar da…
O yüzden artık kendime küçük bir söz verdim:
Bir şey almadan önce bir saniye durmak.
Gerçekten ihtiyacım var mı?
Yoksa sadece o an iyi hissetmek için mi?
İşte bu sorular, beni biraz daha dengeye getiriyor.
Belki bu bir başlangıç yazısı…
Belki biraz dağınık, biraz fazla samimi.
Ama gerçek.
Bu köşede bundan sonra sadece alışverişi değil, hayatın içinden birçok şeyi konuşacağız.
Ama hep gerçek kalarak…
Hep içimizden geldiği gibi.
Çünkü ben bu köşede haber yazmayacağım.
Ben bu köşede biraz kendimi, biraz da sizi anlatacağım.